Hastane kapıları bir anda açıldı ve içeriye, eski püskü giysiler giymiş ince bir çocuk girdi. O an, sanki dünya durmuştu. O boş koridorlarda yankılanan adımları, umut ve çaresizlik arasında gidip gelen bir melodi gibiydi. Gözlerinde bir parıltı vardı ama bu parıltı, ne yazık ki kaybolmuş bir şeyin izlerini taşıyordu. Yanında kimse yoktu, yalnızlığı ise odanın soğuk havasında daha da belirginleşiyordu. Herkesin hayat mücadeleleriyle meşgul olduğu bu yerde, onun hikayesinin sezonun en derin rüzgarına karşı koymaya çalıştığı bir an gibi hissediliyordu. Kendi acısının gölgesine düşmüş, belki de hayatta kalma savaşını kazanmak için buraya gelmişti. Bir şeyler arıyordu, ama neyi? Devamını okumak için diğer sayfaya geçebilirsiniz