Adam ne yapsın yani! >

Hangi besinler istek artırır?

 

Ginsengin afrodizyak olarak kullanımı Çinlilere kadar ulaşır. Romalılar ve Yunanlılar adam otunu, İtalyanlar zencefili, Araplar salep otunu, Fransızlar vanilyayı, Hintliler ise sarımsağı, İngilizler de birayı, İsveçliler haşhaş tohumunu afrodizyak olarak kullanmışlardır. Peki, evimizde rahat bir şekilde kullanarak cinsel isteğinizi artırabilecek içecekler nelerdir? İşte bu sorunun cevabı...

 

çilek,

 

Cinsel içeriği arttıran bir çok meyvelerin arasında çilek kadın ve erkeğin   hormonlarını yükseltmeye yarar.

Kırmızıgillerden olan vişne de kadın ve erkeğin hormonlarının yüksek olmasını sağlar.

 

Mango içeriğindeki C vitamini sayesinde hormonları yüksek tutar.

 

muz

 

Protein açısından zengin muz, aynı zamanda bromealin içerir. Bu madde kadın ve erkeğin libio hormonun yükselmesini sağlar.

 

Böğürtlen

 

Böğürtlen

 

Özellikle tatlı kokusu ve tadıyla böğürtlen, en iyi cinsel istek artıran meyvelerden birisi.

 

Nar iyi bir afrodizyak etkiye sahiptir yenildiği zaman istek artışı yaşatır.

 

Bu besinleri düzenli olarak tükettiğiniz zaman isteğinizde gözle görülür Kırmızıgillerden olan vişne de kadın ve erkeğin hormonlarının yüksek olmasını sağlar.

 

Mango içeriğindeki C vitamini sayesinde hormonları yüksek tutar.

 

muz

 

Protein açısından zengin muz, aynı zamanda bromealin içerir. Bu madde kadın ve erkeğin libio hormonun yükselmesini sağlar.

 

Böğürtlen

 

Böğürtlen

 

Özellikle tatlı kokusu ve tadıyla böğürtlen, en iyi cinsel istek artıran meyvelerden birisi.

 

Nar iyi bir afrodizyak etkiye sahiptir yenildiği zaman istek artışı yaşatır.

 

Bu besinleri düzenli olarak tükettiğiniz zaman isteğinizde gözle görülür bir artış olacakbir artış olacak 

İyi insanlar hep birbirini bulur

 

İkiz oğullarımdan birini doğdukları gün toprağa verdiğime inanmıştım. Beş yıl sonra, bir oyun parkındaki tek bir an, bu kayıpla ilgili bildiğimi sandığım her şeyi sorgulamama neden oldu. Ben Leyla; dünyam ekseninden saptığında oğlum Kerem beş yaşındaydı. Beş yıl önce, hastaneye iki erkek evlatla ayrılacağıma inanarak doğuma girmiştim. Hamileliğim en başından beri riskliydi. Yüksek tansiyon nedeniyle 28. haftada yatak istirahatine alınmıştım. Kadın doğum uzmanım Dr. Perihan sürekli, “Sakin kalmalısın Leyla. Vücudun fazla mesai yapıyor,” diyordu. Her şeyi doğru yapmıştım. Denilenleri yedim, her vitaminimi aldım ve tüm randevularıma katıldım. Her gece karnımla konuşurdum. “Dayanın çocuklar,” diye fısıldardım. “Anneniz tam burada.” Doğum üç hafta erken geldi ve çok zordu. Birinin “Birini kaybediyoruz!” dediğini hatırlıyorum, sonra her şey bulanıklaştı. Saatler sonra uyandığımda, Dr. Perihan yatağımın başında ciddi bir ifadeyle duruyordu. “Çok üzgünüm Leyla,” dedi nazikçe. “İkizlerden biri başaramadı.” Sadece tek bir bebek gördüğümü hatırlıyorum. Kerem. Bana komplikasyonlar oluştuğunu ve Kerem’in kardeşinin ölü doğduğunu söylediler. Hemşire, formları imzalamam için titreyen elimi yönlendirirken çok halsizdim. Okumadım bile. Kerem’e ikizi hakkında hiç bahsetmedim. Yapamazdım. Küçücük bir çocuğa, taşımaması gereken bir yükü nasıl anlatırsınız? Sessizliğin bir koruma kalkanı olduğuna kendimi ikna ettim

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir