BÖLÜM 1

—“Mert’i seni dansa kaldırmak için biz para ödedik, sana acıyıp aşık olması için değil.”

Bu cümleyi o gece Selin Demir’in yüzünü söylememişti. Bundan 3 hafta önce, ben hayattayken bile habersiz olduğum bir ses kaydında söylemiştim. Ama mezuniyet balosuna polisler damgasını vurdu, ışıklar spor salonunun altın renkli balonlarına çarparken, en kötü mavi kâbusumun daha yeni insanları araştırın.

Benim adım Elif Yılmaz. 17 yaşındaydım, İstanbul’da bir lisede son sınıfa dahilim ve hayatım boyunca yüzümün sol toplayan, elmacık gülüşümden ağzımdan çıkan büyük bir doğum lekesini saklamaya çalışmıştım.

Küçük değildi. Dikkat çekmeyecek türde değildi. insanların gözlerinin, gözlerinden önce aşağıya kaydığı türdendi.

Okulda bana “harita yüz”, “yanık surat”, “lekeli” derlerdi. Koridorda var olan fısıltılar hiç eksik değildir. Annem Ayşe, özelleştirilmiş evlerde temizlik yaparak eve para getirirdi. Benim geçirdiğim çoğu zaman ikinci elden, kıyafetlerim semt pazarından alınırdı, çantamın dikişleri kumaşından daha sağlamdı.

Başımı eğmeden yürümeyi öğrenmiştim.

Mezuniyet balosu birleşti. Tüm kızların elbiselerinden, makyajından, tırnaklarından ve sevgililerinden bahsediyordu. Ben ise o gecenin bir an önce yaşadığını, her şeyin unutulduğu gibi gerçekleştiğini. Devamı snraki syfada..

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.