Yaşlı kadının gözleri, bir anda derin bir derinlikte kayboldu. Kendisini yarım asırdan fazla süren mücadelelerinin ortasında buldu; gülüşler, gözyaşları ve umut dolu anılar… Doktorun basit ama içten sorusu, belki de onun ruhundaki kırılgan parçaları bir araya getirmeye başladı. Diğer hastaların alaycı tavırları, o an sanki yerini bir tür pişmanlığa bıraktı; insanlık hallerinin ortasında kaybolmuş bir bakış açısının kurbanı oldular. Kadının sesi, koridorun sessizliğinde yankılandı: “İyiyim, ama yalnızım.” Bu cümle, kalabalık bir hastane içinde kaybolmuş bir ruhun derin yalnızlığını pekiştirdi. Herkesin bir parçası olduğu insanlık hali, bu yaşlı kadının hikayesi ile yeniden şekillendi. Belki de hayat, birbirimizi tanımaktan, anlamaktan ve biraz daha empati göstermekten geçiyordu. O an, alay ederken unuttukları şeyi hatırlattı; herkesin bir hikayesi var ve her hikaye dinlenmeyi bekliyor.