Bu evliliğe gelirken içimde yalnızca utanç ve zorunluluk vardı. Ama şimdi karşımdaki adam, sandığım canavardan farklıydı. Yine de bu yapılan doğru değildi
“Beni kandırdın,” dedim.
“Evet”
“Hayatımı bir stratejiye dönüştürdün
“Evet”
*Peki şimdi ne olacak?”
Ayağa kalktı. Bu kez bana yaklaşırken mesafesini korudu.
“Şimdi seçim senin” dedi “Yarın sabah bu evlilik sözleşmesini iptal ederim. Borçlarınız ödenmiş sayılır Gidersin. Kimse seni durdurmaz”
<
Bu beklemediğim bir şeydi
“Ya planın?” dedim.
>
“Planım zaten işini gördü. Herkes beni güçsüz sanıyor. Şirketi sessizce devraldım. Gerçek ortaya çıksa bile artık kimse bir şey yapamaz”
Yani artık bu maskeye ihtiyacı yoktu.
O gece uzun süre konuştuk. İlk kez birbirimizi gerçekten dinledik. O, ailesinin baskısını ben üvey annemin soğuk hesaplarını anlattım. İkimiz de birilerinin planlarında piyon olmuştuk.
Sabah güneş odaya dolarken hâlâ uyanıktık
Rüzgar sözleşmeyi masaya koydu
“İmzalarsan özgürsün.” dedi
Kalem elimde ağırlaştı
Bu evlilik zorla başlamıştı. Yalanla örülmüştü. Ama ilk kez biri bana seçim hakkı veriyordu.
Üvey annemin sesi yine zihnimde yankılandı: “Aşk karın doyurmaz Belki doğruydu.
Ama saygı olmadan güvence de bir kafesten ibaretti
Kalemi bıraktım
“Gitmeyeceğim.” dedim.
Rüzgarın gözleri şaşkınlıkla büyüdü.
“Acıdığım için değil” diye devam ettim. “Paran için hiç değil. Ama dün gece ilk kez bana dürüst davrandın. İlk kez bana seçim sundun. Hayatımda bunu pek yaşamadım
Derin bir nefes aldım.
“Bu evlilik bir anlaşma olarak başladı. Ama devam edip etmeyeceğine birlikte karar verebiliriz. Yalansız Oyunsuz
Uzun bir sessizlik oldu
Sonra ilk kez içten bir şekilde gülümsedi.
“Anlaştık,” dedi.
O an anladım ki mesele zenginlik ya da yoksulluk değildi. Mesele güç de değildi. Mesele, iki insanın korkularının arkasına saklanmayı bırakıp birbirine dürüstçe bakabilmesiydi.
Üvey annem bana güvenceyi öğretti
Hayat ise bana şunu öğretti
Gerçek güvence, yanında maskesiz durabilen bir insanla kurulur