Bir gün, lüks bir havalimanının pırıl pırıl salonlarının ortasında, herkesin gözüne çarpan bir sahne yaşandı. Bir milyarder, elinde pasaportuyla uçağa doğru yürürken, bir köyün kenarındaki terkedilmiş bir çadırda yaşayan bir çocuk, çaresizlikle bağırdı. ‘O uçağa binme, hayatın tehlikede!’ sözleri havada yankılandı. Çevresindeki kalabalık, bu sahnenin absürtlüğüne gülerek karşılık verirken, çocuğun gözlerindeki korku ve acı, izleyenlerin yüreklerine dokundu. Milyarder, bu sesi duyduğunda duraksadı, kafasında bir soru belirdi: Neden bu küçük çocuğun söylediklerine bu kadar önem vermeliydi? O an, herkesin hayatı boyunca unutmaması gereken bir farkındalığın kapıları aralandı. Devamını okumak için diğer sayfaya geçebilirsiniz