Hayat, bazen insanı öyle bir yere sürükler ki unutulmuşluk duygusu, ruhun derinliklerinde yankı bulmaya başlar. Günler geçtikçe, hatıralar silikleşir ve belleklerdeki yerini kaybeder. Birçok insanın hayatına girmesiyle dolup taşan geçmiş, şimdi yalnızca bir gölge gibi görünür. Ama bir anda, kapı açıldığında ve o tanıdık yüz içeri girdiğinde, zaman sanki durur. İçeri giren o kişi, belleklerin tozlu raflarında kaybolmuş anıları yeniden canlandırır ve içsel bir uyanışı tetikler. Göz göze geldiğiniz anda, eski dostlukların sıcaklığı ve özlemin serinliği bir araya gelir. Unutulmuş duygular, yeniden kıvılcımlanıp, içsel yangınlar yaratırken, o anın büyüsü içinde kayboluruz... Devamını okumak için diğer sayfaya gecebilirisniz..
