Emre, tezgâhın üstündeki paraya baktı.

Katlanmış banknotlar.

Bozukluk kavanozları.

Eski zarflar.Bir günlük yevmiyesini getiren insanlar.

Elinde okul harçlığını tutan çocuklar.

Hepsi fırının ortasına, onun “batmış” dediği yere bırakılmıştı.Ama Emre’nin yüzündeki sertlik hemen yumuşamadı.

“Bu borcun tamamı değil,” dedi.

Zeliha teyze sakince başını salladı.

“Biliyoruz.”

“Vergi var. Tedarikçi borcu var. Kira var.”

Cevdet Usta cebinden başka bir kâğıt çıkardı.

“Uncu Halil’le konuştuk. Üç ay vade verdi.”

Sevgi söze girdi.

“Benim dükkânın sahibi aynı adam. Kira için konuşacağım. Bir ay değilse de iki hafta kazandırır.”

Nalan öğretmen deftere baktı.

“Okul aile birliği, hafta sonu kermes yapacak. Geliri fırına.”

Emre’nin sesi yükseldi.

“Size ne? Neden bu kadar uğraşıyorsunuz?”

Ayşe kadın elindeki yazmayı sıktı.

“Çünkü sen babanın ne yaptığını bilmiyorsun.”

Emre ona döndü.

“Ben çok iyi biliyorum. Herkesin evine ekmek taşıdı. Kendi evinde de bize yokluk taşıdı.”

Bu kez Hasan Usta başını eğdi.

Bu cümleye hemen karşı çıkmadı.

Çünkü içinde haklılık payı vardı.

Bazı iyilikler, evin içindeki yarayı iyileştirmez.

Bazen bir baba, herkese yetişirken kendi çocuğunun kırgınlığını geç fark eder.

Zeliha teyze bunu anladı.

Yavaşça Emre’ye yaklaştı.

“Sen de yaralıymışsın çocuk.”

Emre gözlerini kaçırdı.

“Ben çocuk değilim.”

“Öyle davranmana gerek yok. Ama çocukken ne yaşadığını unutmamı da bekleme. Sen annen öldüğünde bu fırının arka odasında uyuyakalmıştın. Hasan, o gece cenaze evine ekmek götürdü diye onu çok bekledin.”

Emre’nin yüzü değişti.

“Bunu nereden biliyorsun?”

“Çünkü annenin cenazesine gelenlerden biri bendim.”

Hasan Usta sandalyesine çöktü.

O günü hatırladı.

Karısı yeni ölmüştü.

Fırının arka odasında Emre ağlamaktan uyumuştu.

Aynı gece mahallede başka bir evde de cenaze vardı.

Hasan Usta, “ölüm beklemez” deyip ekmek götürmüştü.

Ona göre bu görevdi.

Ama küçük Emre için belki de terk edilmekti.

Emre’nin sesi kısıldı.

“Ben uyandığımda yoktun baba.”

Hasan Usta başını kaldırdı.

Gözleri doluydu.

“Biliyorum.”

“Annem ölmüştü. Sen yine başkalarının yanındaydın.”

Fırının içindeki kalabalık sustu. Devamı snraki sayfada..

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.