O gece battaniyenin içinden çıkan şeyi gördüğüm anda elimdeki makası yere düşürdüm.

⚠️ O gece battaniyenin içinden çıkan şeyi gördüğüm anda elimdeki makası yere düşürdüm.
🩸 Oğlum üç gece boyunca titreyerek uyandıktan sonra kayınvalidemin bize gönderdiği sekiz kiloluk battaniyeyi kestim.
💀 Ve pamukların arasından çıkan şey… sadece çöp değildi.
İlk başta oğlumun hasta olduğunu sandım.
Dört yaşındaki çocuk gecenin bir yarısı ağlayarak odama koşuyordu.
“Anne… çok soğuk…”
Sesi hâlâ kulağımda.
Küçücük elleri buz gibiydi.
Onu kucağıma aldığım an kalbim sıkıştı.
Çünkü çocuk terlemiyordu.
Üşüyordu.
Hem de sekiz kiloluk bir yorganın altında.
Normal değildi bu.
Kesinlikle değildi.
Kayınvalidem Emine Hanım her kış bize el yapımı yorgan gönderirdi.
Herkese anlatırdı bunu.
Komşulara.
Akrabalara.
WhatsApp aile grubuna.
“Pamuklarını kendi ellerimle kabarttım.”
“Torunum üşümesin diye gecelerce uğraştım.”
Altına da dua emojileri.
Kalpler.
Övgüler.
Ben ise hep aynı şeyi yapardım.
Sessizce teşekkür etmek.
Sırıtmak.
Rol yapmak.
Çünkü kimse Emine Hanım’ın gerçek yüzünü görmüyordu.
Ben görüyordum.
O kadın beni hiçbir zaman sevmedi.
Çünkü ben onun oğlunu elinden alan kadındım.
Murat evlendikten sonra annesinin sözünden biraz olsun çıkmaya başlamıştı.
Bunun suçlusu bendim.
Kayınvalidem bunu hiç söylemedi.
Ama hep hissettirdi.
Yemek masasında.
Telefon konuşmalarında.
Bakışlarında.
Bazen de sessizliğinde.
Bir keresinde bana gülümseyerek şunu söylemişti:
“Bir erkek annesinden uzaklaşırsa başına felaket gelir.”
O gün içim ürpermişti.
Ama yine de sustum.
Çünkü Murat hiçbir şeyi görmek istemiyordu.
Onun gözünde annesi kutsaldı.
Ben ne söylesem suçlu oluyordum.
Bu yüzden battaniye meselesinde de ilk başta sesimi çıkarmadım.
Ama üçüncü gece…
Anıl’ın dudakları morarmaya başlayınca korktum.
Çocuğun burnu buz gibiydi.
Titriyordu.
Resmen titriyordu.
Onu kendi yatağıma götürdüm.
Üzerine bizim yorganı örttüm.
Yarım saat sonra ancak ısındı.
Ben ise sabaha kadar uyuyamadım.
Salondaki kırmızı yorganı izledim.
Karanlıkta tuhaf görünüyordu.
Sanki nefes alıyordu.
Sabah Murat işe gitmeden önce ona söyledim.
“Bu yorganda bir şey var.”
Bana öyle bir baktı ki.
Sanki delirmişim gibi.
“Yeter artık Esra.”
“Annem sizin için uğraşıyor.”
“Sen ise sürekli kötü bir şey arıyorsun.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir