Hamile Kadın Her gün Eşinin Mezarını Ziyarete Gidiyordu

Hamile bir kadın, elini karnının üzerine koyarak kocasinin mezarının başında sessizce duruyordu. Mezarlık o sabah alişimadik derecede sessizdi. Ne rüzgar vardi ne de kuş sesi. Sanki her şey, onun yaşadığı acıya saygı gösterir gibi donmuştu. Eşirs kaybedeli henüz üç ay olmuştu ve her gelişinde olduğu gibi, bu ziyaretin de kolay olmayacağını biliyordu. Ama yine de gelmişti. Çünkü bazı boşluklar, sadece orada biraz daha derin hissediliyordu.
Mezar taşının önünde egildi, çiçekleri düzeltti. Tam geri çekileceği sırada ayağına sert bir şey takıldı. Toprağın nemen kenarında, yanı gömülmüş koyu renkli bir cüzdan duruyordu. Ilk anda bunun başkasına ait olduğunu düşündü. Mezarlığa gelen birinin düşürmüş olabileceği sırastan bir eşyayı belki de. Ama cüzdanı eline aldığında kalti hizlandı. Çünkü bu cüzdanı tanıyordu. Kenanitaki küçük yıprik iz, köşesindeki çatlak… Bunların hepsi ona
fazlasıyla tanid.
Bu, kocasının cuzdarydi
Ellerinin titremesini durduramadı. Cenaze günü, kocasının eşyalarının büyük kismi nastanede kendisine lesim. edilmişti. Cüzdanının kayıp olduğu söylenmiş, büyük ihtimalle acil serviste karıştığı düşünülmüştü. O günden sonra da bir daha bulunamamıştı. Şimdi ise, mezarının başında, sanki bin özellikle buraya bırakmış gibi duruyordu.
Düzdanı açmaya tereddüt etti. Içini açmanın, kocasını bir kez daha kaybetmek gibi olacağımdan korktu. Ama meraki ve içindeki garip his, ağır bastık gözlerine çarpan şey, eski bir fotografian oldu. Birlikte çekimiş, gülümseyen, hayata hätä güvenen iki insan, Gözleri doldu. Fotoğraın arkasına bakınca netesi kesildi. Çünki orada kendi el yazısıyla yazırmış bir not vardı. Tarin, kocasının ölümünden sadece ini gün öncesini gösteriyordu.
Cüzdanın içinde birkaç banknot, kimmikler ve katlanmış küçük bir kağıt vana. O kağıdı açtığında dizlerinin bağı çözüldü. Yazıyı tanımamak mümkün değildi. Kocasının el yazısıydı. Titreyen parmaklanyia satırian okumaya başladı
ve okudukça dünya başına yıka
Notta, kocasının hastalığını ondan sakladığı yazıyordu. Hamile olduğunu öğrendiği gün, aldığı teşhisi de öğrenmişti Tedavinin zorlu olacağını, yaşama ihtimalinin düşük olduğunu biliyordu. Ama onu ve doğmamış çocuğunu korkutmamak için susmuştu. Senin gözlerince korku görmektense, acıyı tek başıma taşımayı seçtim diyoritu notta. En sarsia cümle ise en sondaydı: “Eger bu cüzdanı bir gün bulursan, bil ki gitmeyi seçmedim. Sadece kalacak
gücüm kalmad
Kadın mezanın başında dizierinin üzerine çöktü. Karnındaki bebeğin hatit bir hareketle tepki vertigini hissetti. Gözyaşlan toprağa düştü. O ana kadar kocasının omu yan yolda bıraktığını düşündüğü anlar olmuştu. Cevapsız kalan sorular, yanım kalan konuşmalar, söylenemeyen sözler… Hepsi şimdi tek bir notta anlam kazanıyordu.
Cüzdanın en gizli bölmesinde bir şey dana vara. Küçük bir zart, Uzerinte kendi adı yazıyordu. İçinden çıkan kısa mektupta, dogacak çocukları için hayallerini anlatmıştı. Hangi ismi düşündüğünü, ilk adımlarını göremeyecek oimanın içini nasıl acıttığını ama yine de umudunu kaybetmediğini yazmıştı. Benden sana kalan en büyük miras onu sevme biçimim olsun” cümlesiyle bitiyordu
Kadın o gün mezarlıktan eskisi gibi aynimad. Acısa bitmedi, ama şekil değiştirdi. Artı geride sadece bir kayıp dege saklanmış bir sevgi, korunmak istenmiş bir mutluluk ve sessizce taşınmış bir fedakarlık vardı. Elindeki cüzdan, bir eşyanın çok ötesindeydi. Bir adamın ardında bıraktıklarına son kez sarima biçimiydi
Ve can anladı ki, bazı gerçekler insanı yıkar… ama aynı zamanda ayakta kalması için gereken gücü de içinde
banndir.

Sayfalar: 1 2

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir