
O gün, serviste her zamanki gibi arka sıraya oturdum. Yanımda Zeynep vardı, ama o bile beni rahatlatamıyordu. Herkes gülüp oynarken, ben camdan dışarı bakıp, bir an önce okulun bahçesine varmayı bekliyordum. Sonra, birden fren sesiyle sarsıldık. Mehmet Amca, yolun ortasında durmuş, dışarıda bir polis arabasıyla konuşuyordu. Kalbim deli gibi atmaya başladı. Polislerden hep korkardım; babam, “Polisler kötü bir şey yaparsan seni alır” derdi. O an, sanki suçluymuşum gibi hissettim.
Polisler servise yaklaştı. Biri genç, diğeri yaşlıydı. Genç olan, "Çocuklar, korkmayın, sadece bir kontrol yapıyoruz," dedi. Ama ben titriyordum. Zeynep bile bana sarıldı. Polisler, kimliklerimizi kontrol etti, sonra bir şey olmamış gibi gittiler. Ama o gün, içimde bir şey kırıldı. Okulda bütün gün sessizdim. Öğretmenim Ayşe Hanım, "Elif, iyi misin?" diye sorduğunda, sadece başımı salladım. O gece, rüyamda
polislerin beni götürdüğünü gördüm.
Ertesi sabah, annemle konuşmak istedim. “Anne, polisler neden bizi kontrol etti? Ben kötü bir şey mi yaptım?” dedim. Annem, “Hayır kızım, onlar bizim güvenliğimiz için var. Ama bazen insanlar yanlış anlar,” dedi. Ama içimdeki korku geçmedi. Okula gitmek istemiyordum. Babam, “Korkacak bir şey yok,” dedi, ama sesi sertti. Annemle babam, gece boyunca tartıştılar. Annem, “Elif çok hassas, biraz anlayışlı ol,” dedi. Babam ise, “Hayatta her şeyden korkarsa nasıl büyüyecek?” diye bağırdı. O an, ailemdeki çatlağı hissettim. Devamını okumak için diğer sayfaya geçiniz